İmar kirliliğine neden olma suçu

   İmar kirliliğine neden olma suçu, belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde hukuka aykırı bir yapı inşa edilmesi veya hukuka aykırı inşa edilen yapının kullanılması için gerekli altyapı hizmetlerinin sağlanmasıyla oluşur.

   İmar kirliliği suçu, TCK  nin 184. maddesinde “Çevreye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu nedenle, bu suç tipi ile korunan hukuki değer çevredir. İmar kirliliği, topluma karşı işlenen bir suç olarak kabul edildiğinden, gerçek veya tüzel kişiler mağdur olarak davaya müdahil olamazlar.

İmar Kirliliği Suçunun Unsurları Nelerdir?

   İmar kirliliği suçu, imar mevzuatına aykırı inşa faaliyetinde bulunarak çevreye zarar verici nitelikte hareketlerin yapılmasıyla meydana gelir. İmar kirliliğine neden olma suçu, belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde şu fiillerle işlenir:

  • Yapı ruhsatiyesi almadan bina yapmak veya yaptırmak
  • Yapı ruhsatiyesi alınsa bile, ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak
  • Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere, elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek

Belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde olmasa bile yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi de imar kirliliği suçunun cezası ile cezalandırılır.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

  • İmar kirliliğine neden olma suçu, takibi şikayete bağlı suçlar arasında değildir. Bu nedenle, savcılık tarafından re sen soruşturma yapılarak kamu davası açılır.
  • Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Yani, savcılık tarafından suçun işlenmesinden itibaren en geç 8 yıl içinde soruşturma başlatılabilir.
  • İmar kirliliğine neden olma suçunda suçun işlendiği, yani yapının bulunduğu yerdekiAsliye Ceza Mahkemesi yetkili ve görevli mahkeme olarak belirlenmiştir.

İmar Kirliliğine Neden Olma  Suçunun Cezası

  • İmar kirliliğine neden olma suçunun cezası, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.
  • İmar kirliliği suçu nedeniyle doğrudan adli para cezasıverilemez; ancak hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.
  • İmar kirliliği nedeniyle idare tarafından uygulanan idari para cezasıbir idari yaptırım olup, ceza yargılaması dışında ayrı bir prosedüre tabidir.

İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu ve Etkin Pişmanlık

   İmar kirliliğine neden olma suçu açısından özel bir etkin pişmanlık hükmü düzenlenmiştir. Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, fail hakkında kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

İmar Kirliliği Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

   İmar kirliliği suçu nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkün değildir. Çünkü, kanun koyucu imar kirliliği suçu açısından özel bir etkin pişmanlık hali düzenlemiştir. Ancak, koşulları varsa sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür.

İmar Kirliliği Suçu ve Uzlaşma

   İmar kirliliğine neden olma suçu uzlaşmaya tabi suçlardan değildir.

İmar Kirliliği Suçu ve İdari Para Cezası

   Aleyhine bu suçtan dolayı dava açılan bireyler suç teşkil eden eylemin gerçekleşmediği veya sanığın bu suçu işlememesi nedeniyle beraat ederse, bu durum uygulanan idari para cezası aleyhine açılacak iptal davaları açısından da etkili olacaktır. Diğer bir ifade ile, hakkında imar kirliliği suçundan dolayı açılan ceza davalarında, suçun oluşmadığı veya sanık tarafından işlenmediğine karar verilirse bu tespit idari para cezasını da etkileyecektir.

Y.18.C.D. 2018/7276E.2019/17362K.

“Sanık için oturduğu binaya kaçak kat yaptığı iddiası gerekçe gösterilen olayda asliye ceza                                 mahkemesi tarafından yürütülen yargılamada imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında beraat hükmü verilmiştir. Sanık, binanın kendisine ait olduğunu ancak kat çıkma işlemlerini eşinin yaptığını beyan etmiştir. Bu beyan üzerine eşine de dava açılmış ve dosyalar birleştirilmiştir. İncelemede, suça konu yerin de Boğaziçi Kanunu nu kapsamında kaldığı bildirilmiş olduğu görülmüş ve bu kanun ile ilgili bir değerlendirilme de yapılması gerektiği belirtilmiştir. Eksik araştırmalar ile kovuşturma yapılmış olması ve sonucunda beraat hükmü verilmesi kanuna aykırı bulunduğundan, bozulmasına…”

Y.4.C.D. 2012/25007E. 2013/18017K. 10.06.2013T.

“5237 Sayılı TCK  nin 184/1. maddesinde yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişinin eyleminin suç sayılması, 3194 Sayılı Kanun un 5. maddesinin ise Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde ki düzenlenmesi, 30.4.2010 tarihli bilirkişi raporunda balkon imalatının etrafı açık ve iskan edilemez halde yapı kapsamında kaldığının belirtilmesi karşısında, suça konu balkonun, TCK nin 184/1. maddesinde öngörülen ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturmadığı, eylemin 3194 Sayılı Kanunun 32 ve 42. maddeleri kapsamında, idari yaptırıma tabi olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş…”

D.14.D. 2012/7999E. 2014/4784K. 16.04.2014T.

“İşleme konu taşınmazda yapılan denetimde ruhsatsız yapı yapıldığının 15.10.2010 tarihli yapı tatil tutanağıyla tespiti üzerinedava konusu belediye encümeni kararıyla 3914 sayılı Kanun un 42. maddesi uyarınca davacıya para cezası verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, davacı hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu nun 184. maddesi uyarınca "imar kirliliğine neden olmak" suçu nedeniyle açılan dava neticesinde, İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi nin 02.03.2011 tarih ve E:2011/35, K:2011/127 sayılı kararıyla, 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın 5237 sayılı Kanun un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesinekarar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; davacının ceza yargılaması sonucunda mahkum edildiği ve hapis cezasının ertelendiği, dolayısıyla 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 7. fıkrası uyarınca idari para cezasına ilişkin tutarın kendisine iade edilebileceği, ancak tahsil edilen para cezasının iadesi istemiyle idareye başvurması, başvurunun reddedilmesi halinde başka bir davada uyuşmazlık konusu edilmesi gerektiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”

D.14.D. 2011/5212E. 2011/7K. 01.06.2011T.

“ Davacı bankaya ait ATM cihazının ruhsatsız olduğu, üç (3) gün içinde kaldırılması gerektiği, aksi takdirde İmar Kanunu nun 32. ve 42. maddeleri ile Türk Ceza Kanunu nun 184. maddesi uyarınca işlem yapılacağına dair davalı Pendik Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İdari işlemlerin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olması gerekmektedir. Bir idari işlemin kesin ve yürütülebilir sayılabilmesi, hukuk düzeninde bir sonuç doğurabilmesi için gerekli olan bütün aşamaların gerçekleştirilmiş olmasına, başka bir makamın onayına ihtiyaç gösterilmeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirebilmesine bağlıdır.

Dava konusu 28.6.2010 tarih ve 4655-37976 sayılı Pendik Belediye Başkanlığı işleminin doğuracağı hukuki ve fiili sonuçlar dikkate alındığında, işlemde belirtilen yasa hükümleri ile davacının nasıl bir yaptırım ile karşı karşıya kalacağı öngörülmüş olup, bu haliyle  idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli icrai bir işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından, iptali istenen işlemin hazırlık işlemi olduğu, bu nedenle kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

Y.18.C.D. 2015/39114E. 2017/777K. 30.01.2017T.

Projeye aykırı imalatların hangi tarihte yapıldığının belirlenebilmesi için  inşaatın yapım tarihine ilişkin olarak gerekirse suç mahallinde keşif yapıldıktan sonra, teknik verilere dayalı görüş içeren ve ilgili yere ait hava fotoğrafları temin edilerek inşaatın yapım tarihi hususunda hava fotoğraflarını irdeleyen ek bilirkişi raporu alındıktan sonra delillerin birlikte takdiri ve sonucuna göre de, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden,  eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi…”